Farklı Yerlerde, Farklı Dillerde "Yetsin Artık" Diye Ağlar Dünyanın Bütün Kadınları

"Merheba"dan


 - Cinayetlerde delik deşik edilmiş kadınlar kaldırdı beni, sıkış sıkış daracık bir bodruma sıkıştık. Hepimiz ana dillerimizde ağlıyorduk.

 - Annem yüzüme uzun uzun bakıp "Gecenin bir yerinde mutlaka şehrin bütün kadınları ağlar" dedi, ana dilinde konuşuyordu.

 - Bir türlü açılamayan kanatlarıyla olduğu yerde çırpınan melekler gibiyiz. Öylesine yakın duruyoruz ki birbirimize, birimizin göz yaşı, diğerinin yüzünden akıyor. Neyi bekliyoruz böylesine toplanmış?

 - Genç olan "Ne biçim kadınsın sen?", "Kadınların biçimlerini belirleyen bir form mu var? Kim oluşturmuş bunu?" dedim ve ağzımı yine sıkı sıkı kapattım.

 - Bir an ana dilimde de aynı küfürlerin, aynen olduğunu farkettim. Ağzımı sıkı sıkı kapattım, anadilimdeki o küfürleri dudaklarımın kenarından çaktırmadan tüküreyim dedim ama ağzımı açmaya cesaret edemedim...

 - Bizler, kentlerin, öldürülmüş kadınları, incecik, şeffaf cinayetlerle delik deşik edilmiş. Bizler için yüzyıllardır üretilen sözcüklerle örülmüş dillerin bodrumunda sıkış tıkış, yan yana, omuz omuza, karşı karşıya dilden akan kana ağlıyoruz.

 - Madem her şeyi başlatandık, rahimdik, sütle dolu göğüslerdik, en derin uykudan uyanan topraktık, neden bir türlü kendimiz olarak doğmamıza izin verilmiyor, ortak bir dilin kıskacında.

- Korkup kaçtığım kürtaj masası geldi aklıma. Eve, mahalleye anlatamazdım, en hafifinden dışlarlardı beni.

- Hayatın üzerine çökmüş gelenek, yeni bir günü doğuracak geceye bakmak isteyen bütün kadın gözlerini zorla teker teker kapamış. Suların altında kalmış gerçeklikten, sadece bu, bir katliam geleneğinden kurtulmuş bir parça geceyle çerçevelenmiş bu imge yapayalnız parıldıyor sert zeminde.

- Dün bileklerimden tavana kelepçeliyken… İktidarı anlayamamış bir kadın olarak, üzerimde kurulmak istenen iktidara kendi rahmime saklanarak direnirken. Küçük alanda muktedir olmak öğretilmişler, iktidarlarına itaat etmeyince onları hadım ettiğimi zannettiler.

- Kör edilmiş gözlerim bu kanlı ışığı değil, her daim kendini üreten lanetli bir kehanet gibi inşa edilen erkek geleneğin baştan yollarımı kapamasını değil, gerçeği istiyor, bütün sahtekarlığı, yoksulluğu, gürültüsü, ihtişamı, zaafıyla gerçek hayatını, kendi hayatını… Ben burdayım, bitmiş şeylerle henüz başlamamış, belki de hiç başlamayacak şeylerin arasında, kendimim.

- "Sikiceksin bu orospuları. Yasa izin verecek dayayacaksın dibine kadar bak nasıl açılıyor ağzı" diye bağırıyordu. Bir an ağzımı açayım "Sus pis pis konuşma, amarım şimdi seni" demek geçti içimden. "Siyahların kendilerine zenci, eşcinsellerin kendilerine ibne diyerek muktedirin dilini geçersizlemesi gibi bir şey olur diye düşünmüştüm. Ama iyi ki ağzımı açmamışım. Cinsel ilişki neden bir iktidar, birinin diğerine tahakkümü olsun ki?

- Sonra cinsel organımı avuçlayıp sıktı, sıktı, çok canım acıdı. Gözlerime örttüğüm sanal peçeyi, kulaklarıma kadar çektim. Artık küfürleri de duymuyordum.

- Sonra memelerimin uçlarını önce elleriyle, sonra daha da acıtan soğuk metal bir şeyle sıkıştırdılar. Ve bir an mememin ucundan sanki bir ateş geçti, sonra göğsüme, oradan karnıma sıcak bir şey akmaya başladı, meme ucumu kestiler!

- Her sabah aynı rüyayı görerek, sonrasında ağlayarak uyanıyorum. Hangisi uyku hali hangisi uyanıklık onu da bilmiyorum. Hatta geçen gece rüyamda, rüyalarımı artık uyanıkken de görebildiğimi gördüm.

- Güç, erkek güç…

- Onların ellerinden kurtulup kadın ağlamalarına karıştım. Camların içinden geçtim. Yatak odalarına, mutfaklara, helalara baktım, farklı farklı saatlerde, farklı farklı dillerde "bitsin artık" diyerek ağlayan kadınları gördüm.

- O zaman insana dair anlatılmış, yazılmış bütün hikayeler duvarlar boyunca korkuyla kamburlaşmış bir sırt gibi yalana dönüşecek.

- Paslı mıydı acaba? Mahallenin ortasında da kalçamı açıp bakamam ya?

- Kan önce karşıya fışkırıyor. Başka kadınlardan, ölmeden önce başka başka diller konuşan kadınlardan fışkıran kanlarla birleşiyor. Kanlar birleşip her yere yayılıyor, her şeyi örtüyor, içinde kendilerini kanatanları boğuyor, rahim gibi sarıp soluksuz bırakıyor

- Ana dillerimiz fena halde baba. Bize emreden, yasaklayan, döven, öldüren erkek, başkalar yaratan bir erkek. O yüzdendir ki bugüne kadar bir kadının yüzünü peçesiz gören olmamıştır, dillerindeki kelimelerle gördükleri konusunda kendilerini kandırmışlardır ancak.

- Ben hangi çığlığın yankısıyım bu dillerde?

- Güç güçsüz artık. Kadınların da beynini yıkamış erkek güç, güçsüz artık!

- Artık "bitsin artık" diye ana dilimde dua etmiyorum. Gerek yok. Dilin erkek miti kifayetsiz kalınca ana dilimizin yalnızca diğer dillerden biri, hiç bir farkı, üstünlüğü, kutsallığı olmayan bir ses dizgesi olduğunu keşfettim kuburlardan lağımlara, lağımlardan çalılara, çalılardan çakıl taşlarına akarken.

- Dili kesilmiş bir kadınım ben.

***

19 ŞUBAT saat 20:30 Şermola Performans
26 ŞUBAT saat 20:30 Şermola Performans


Adres: İstiklal Cd. İmam Adnan - Nane Sk. No:5 K:2 Beyoğlu - 555 996 10 43

Detaylı bilgi için:
Nalân Özübek
90 533 595 32 82 -nalanozubek@hotmail.com

Ticketing link
http://www.biletix.com/etkinlik/SS150/ISTANBUL/tr
http://www.biletix.com/etkinlik/SS150/ANTALYA/en


Video: Prof. Fatmagül Berktay, Merheba'nın belgesel bölümü:



KÜNYE


Tasarlayan ve Yöneten: Mehmet Atak
Oyunlaştıran: Fatma Onat
Dili Kesilen Kadının Monologları: Aslı Erdoğan
Dramaturji: Sevin Okyay & Çetin Ok & Gülsüm Ekinci
Yardımcı Yönetmen: Kamer Yıldız Ok
Müzik: Ahmet Aslan & Şirin Pancaroğlu
Hareket Tasarım: Can Bora
Işık Tasarım: Mirza Metin
Dekor Tasarım: Marta Montevecchi
Kostüm Tasarım: Hilal Polat
Makyaj Tasarımı: Suzan Kardeş
Video Tasarım: Adar Bozbay
Efekt: Gökçe Selim
Fotoğraf Koreografisi: Can Bora
Fotoğraf: Nâzım Serhat Fırat
Grafik: Metin Çelik
Hareket Çalıştırıcısı: Can Bora & Gonca Gümüşayak
Türkçe Dil Koçu: Güler Kazmacı
Kürtçe Dil Koçu: Âlan Ciwan
Kürtçe Çeviri: Kawa Nemir
Galisyanca Çeviri: İrfan Güler & Pepa Baamonde
Aktüel Fotoğraf: Burçin Korkmaz & Bülent Yazıcıoğlu
Video Montaj: Koray Ayvaz
Makyaj Uygulama: Fitnat Budak
Yönetmen Asistanı: Mehmet Emrah Hamşioğlu
Sahne Arkası Oyuncuları: Sadin Yeşiltaş & Felat Erkozan & Yazı Köz/Arda Uğurlu & Çetin Ok
Oyuncular: Nagihan Gürkan& Rıdvan Erdem Kaynarca & Burcu Eken
Kürtçe Ses Oyuncusu: Berfin Zenderlioğlu
Galisyanca Ses Oyuncusu: Alicia Beatriz López Gallego
Fotoğraf Oyuncuları:
Burcu Eken & Çetin Ok & Erkan Aydın Duygun & Hadiye Gündüz & Jale Tozantı & Kerim Can Cingöz & Marta Montevecchi & Mehmet Atak & Mehmet Emrah Hamşioğlu & Mualla Parlak
Özel Görünüm: Fatmagül Berktay
Genel Koordinatör ve Basın Danışmanı: Nalân Özübek

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme